GÜNGÖR GÜNER

S A N A T G Ö R Ü Ş Ü M (1)

Sanat ,elimizde herhangi bir araç- gereçle (Kamera , enstrüman ,yazı ,tuval, fırça, seramik ,cam, metal ,alçı tahta, vb. ) duygu ,düşünce ,duyarlılıkların dengeli, uyumlu (ancak bazı durumlarda bunun tam zıttı da olabilir.) özgün olduğu kadar özgür bir biçimde yorumlanarak aktarılabilmesidir.

Duygu ,düşünce ve duyarlılıklar salt doğal güzelliklerden kaynaklanabileceği gibi toplumsal ya da bireysel , acı ve tatlı olaylardan da kaynaklanabilir.

Hangi araç gereç olursa olsun ,onunla başarılı yorumlar yapabilmek, söz konusu araç- gereci kullanabilme ya da yönlendirebilme becerisinden geçer..! Örneğin, elinizdeki kamerayı iyi kullanamıyorsanız, düşünüzde ki çok değerli pentürleri resimleyemiyebilirsiniz .! Nasıl ki ,çok iyi bilmediğiniz bir dille roman, öykü,şiir yazamıyacağınız gibi ...!

Kuşkusuz sanat olayında yetenek yadsınamaz ! Ancak, beceriler ve donanımlar yalnızca duygu düşünce ve duyarlılıkların yorumlanabilmesinde kaçınılmaz yardımcı öğelerdir.

Ancak , kişi doğuştan yetenekli olsa dahi ; duygu ,düşünce ve duyarlılıkların oluşabilmesi teknik konulardan çok daha uzun hassas ve çetrefil bir süreçtir. Hangi sanat dalında olursa olsun, kişinin sanat değeri içeren yapıtlar verebilmesi, o kişinin çok yönlü kültürel ve düşünsel birikimiyle bağlantılı ve orantılı olacaktır sanırım.

Ben bir seramik sanatçısıyım. Seramik de tahta, çelik, cam ve diğerleri gibi bir malzemedir. Pek çok Sanat dalının gereği olan teknik ve ustalık doğal olarak seramik içinde geçerlidir.

Ancak benim duygusal olan teknolojik tanımlamamla seramik şöyle bir malzemedir. : “ Seramik ,altının toprak üstünün cam olduğunu duyumsatandır... İnsanın toprak ile gökyüzü arasında yaşadığını anımsatan bir duygudur bu. Çoğu kez dünyamızın dönmesi örneği ,dönen bir çark üzerinde biçime ulaşır seramik.. Bu nedenle de bu yaratıcı kaynağı kullanmak çarkı döndürmek gerek diyorum...”

Teknik açıdan bakıldığında seramiğin tanımı yukarıda ki gibi olabilir. Ancak ,salt sanat açısından bakıldığında ise seramik ,ister işlevsel ister yorum ağırlıklı olsun , bir resim ve heykel sanatı bireşimidir.....! N e var ki ,işlevsel sanat ya da yorum ağırlıklı yapılmış herhangi bir seramiğin sanat yapıtı olabilmesi teknik mükemmelliğinin yanı sıra duygu ya da duyarlılıkların ya da her ikisinin o parça üzerinde ki yoğunluğuna bağlı bir olaydır. Aksi durumda nasıl ki, boyanan her tuvalin ya da tahtanın resim sanatı olamayacağı gibi ,ortaya çıkarılan her seramik nesnenin de sanat yapıtı olarak nitelendirilmesi söz konusu değildir........

S A N A T G Ö R Ü Ş Ü M (2)

Seramik altının Toprak, üstünün Cam olduğunu duyumsatandır!.. İnsanın yeryüzüyle, Gökyüzü arasında yaşadığını anımsatan bir duygudur bu. Dünyamızın dönmesi örneği, çoğu kez dönen bir çark üzerinde biçime ulaşır seramik. O nedenle de bu yaratıcı kaynağı kullanmak, çarkı döndürmek gerek diyorum... GÜNGÖR GÜNER Bir seramik sanatçısı olmam nedeniyle, doğal olarak ifade aracım seramiğin yapımından geçmektedir.! Seramik bir zanaat mıdır yoksa sanat mıdır konusu tartışıla dursun, seramikle sanat yapabilmenin yolu; bu teknoloji bağımlısı zanaata hakim olunabilmesiyle orantılıdır... Bu yol bıçak sırtı gibi oldukça çetin bir yoldur. Çok ender de olsa bazen başarı şansı vardır; ama çoğu kez sadece seramik yapmış olmakla yetinmek zorunda kalına bilinir!

Yapıtlarımda malzemenin doğasına ve geleneğine saygılı olmanın yanı sıra, geleneği yadsımaksızın tüm yeniliklere açık olarak, çevre ve sosyo-ekonomik konularına kayıtsız kalmaksızın, onun sınırlarını olabildiğince zorlarım.! Çünkü sanatta bitiş diye herhangi bir sınır çizgisi yoktur.!

Tutkulu bir biçimde çömlekçi tornasında kap-kacak yapmam, seramikle değişik kavramsal sanat olaylarını gerçekleştirmemi engellemez.! Her şeyi yerli yerinde olan, boşluğu içine sarmalayan yarı küre bir çanağın ya da demliğin gücünün; başarılı diğer sanat yapıtlarından daha az olmadığı inancını taşıyorum.

Seramik sanatı: Plastik sanatların tüm öğelerini bünyesinde içeren bir resim ve heykel sanatı bireşimidir. Herbert Read “ seramik sanatların hem en basitidir hem en zorudur; en basitidir çünkü en ilkelidir, en zorudur çünkü en soyutudur “ der. Gerçekten seramiği plastik sanatların tüm öğelerini bünyesinde içeren tek bir soyut forma indirgemek istediğimizde sanatların en zorudur.

Burası yeri olmayabilir ama, benim sanat ortamında tartışılmasını istediğim bir sorunsalım var;. Bir düşünce ürünü olan Kavramsal Sanat yapımcılarının pek çoğu var olan mekanları ve nesneleri kullanmayı yeğlemektedirler. Buna bir itirazım söz konusu değil. Ancak sosyal ve bilimsel alanda yazılı bir ürün verdiğinizde ya da bir film, tiyatro çalışmasının yapımında emeği geçen kostümcüsünden, kameramanına kadar herkesin adı geçmekte metinlerde ki alıntılar en küçük ayrıntısına kadar belirtilmektedir. Bilime ve emeğe saygı gereği böyle olması çok doğaldır. Kavramsal sanat yapıtlarında da bunun böyle olması gerekmez mi? Örneğin ben Marcel Duchamp’ ın kullandığı pisuarın kimin tarafından emek verilerek tasarımlandığını ve üretildiğini bilmek isterdim. Ya da çok takdir ettiğim Hale Tenger’ in yerleştirmesinde su dolu kavanozlar içine koyduğu Bosna savaş fotoğraflarının kimler tarafından çekildiğini bilmek isterdim!... Çünkü bu ismi anılmayan sanatçıların ya da emekçilerin de bu türden yapıtların oluşmasına indirek katkıda bulundukları inancındayım. Aynen bilimsel bir yapıtta olduğu gibi alıntıların belirtilmesinden yanayım...

Not : Bu daha sonra ki yaşlarımda kaleme aldığım bir sanat görüşüm…..: